La Casa De Papel


¡ Hola !

Bu dizinin yazısı bu kadar geç geliyorsa anlamış olmalısınız ki ben de çok popüler olduğu için bu zamana kadar erteledim izlemeyi. Aslında yenik düşeceğimi bile bile erteliyordum çünkü niyetim 3. sezonun çıkmasına yakın bir zamanda izlemekti.

Ben öyle bekleyebilecek sabırlı bir insan olmadığımdan ve ablamın başını yiyeceğimden bekleyeyim de acı çekmeyeyim diyordum. Ben ki sezon dizilerini bile 3 ay bekleyemiyorum, bunu nasıl bekleyecektim?

Derken bir gece whatsapp grubuna bir mesaj düştü ve benim gibi izlemeye direnen bir arkadaşım izlemeye başladığını söyledi, Profesöre hayranlık duyarak. Sonra zaten daha önce izleyen arkadaşım ile spoiler vermeme yarışı içerisinde diziyi konuştular. Gece saat 1, ertesi gün iş var ve daha o sabah babacığımdan güzel bir azar yemişim hep geç kalktığım için ama bir anda elim dizimag’e gitti ve 1. bölümü izlemeye başladım.

Bitirdiğimde kızlara yazdığım tek şey ‘Uyumam lazım izleyemem 2. bölümü, siz anlatın bari rahat uyuyayım.’ Ama spoi yemeyi çok dert etmediğimi bildikleri halde herhangi bir şey söylemediler ve ben ertesi gün eve gelene kadar profesörcülük oynayıp planlar yaptım. Aslında 5-6 gün içinde 2. sezon 4. bölüme geldim ama son 2 bölüm kala maalesef ara vermek durumunda kaldım çünkü köye gittik ve internetim yoktu.


Göz görmedikçe gönül katlandı bugüne kadar o son 2 bölüm kaldı. Ama şükür ki az önce diziyi bitirdim ve Allah’ım bu kadar hayranken hemen yazısını yazayım dedim, hem malum yarın işte yok istediğim kadar uykusuz kalabilirim. 🙂
Az çok dizinin ne anlattığını biliyorsunuzdur diye düşünüyorum ama yine de konusunu şöyle iliştireyim ve bol spoilerli bölüme geçeyim istiyorum ;


Kurgunun başında Profesör mahlaslı bir bey var, zekasına mı suratına mı aşık olayım bilemediğim, yıllarını bir soygun planı yapmaya adamış ve bu plan için kendi alanlarında en yeteneklilerinden oluşan 8 kişilik bir ekip kuruyor. 5 ay boyunca bir evde birlikte yaşayıp yıllarca ilmek ilmek ördüğü bu planı ekibe iyice anlatıyor. Ve ilk bölümden İspanya Kraliyet Darphanesi’ne giriyorlar.
Valla bir Türk dizisi izleyicisi olarak bir kaç bölümü hazırlık aşamasıyla oyalarlar diye düşünmüştüm ama dizinin nefes kesen kısmı zaten burada başlıyormuş. Ben soygunu yapıp çıkarlar -çıkabilirlerse- derken onlar kendilerini rehinelerle birlikte kilitliyorlar.

Buradan sonrası spoiler içerir *

Karakterleri, kurgusu öyle ince işlenmiş oyuncular öyle iyi seçilmiş ki neresini övmekten başlayayım bilemedim. Ama son bölümün gazıyla sanırım Berlin’den başlayacağım.


Berlin çok farklı bir karakterdi benim için. Hani rengini bi türlü tam olarak çıkaramazsınız ya bazen, sevdim mi sevmedim mi? Bu adam yakışıklı mı, çirkin mi? Plana uygun mu davranıyor, yoksa çoktan lider olmanın verdiği etkiyle kendi istekleri doğrultusunda mı hareket ediyor?
Cevabını aradığım sorulardı dizi boyunca ama son bölümde herkes gibi çook sevdiğime karar verdim. Çünkü neden Andresçiğim direnişin gücü.


Ortalarda beni gıcık etse de, kurşun geçirmez bir insan(!) olsa da, başına buyruk davranıp planı sürekli tehlikeye atsa da, taht kavgasında öne geçmek için her şeyi yakan bir asi prenses olsa da sanırım Tokyo’yu sevdim ben. De Moskova’nın ölüm sebebi olarak Denver’in bile suçlu bulmamasını anlamıyorum düpedüz senin yüzünden Tokyo!

Ha unutmadan şöyle küçük bir anket açayım, sizce Duygu Özaslan ve Tokyo benziyor mu? Ben dizinin ilk bölümlerinde acayip benzetiyordum ama ilerledikçe benzetmemeye başladım.


En sevdiklerimi yazayım derken bir baktım ki tüm ekibi yazacağım dedim yok kalsın sadece en sevdiğim kadın karakter Nairobi ve en sevdiğim erkek karakter Profesör onu belirteyim isterim.Ve kadın saltanatının dizi sonuna kadar süreceğini sanarak yaşasam da sanki Nairobi yönetemezdi gibi planı ama olsuun
ben Nairobi’yi seviyorum çünküüüü;


Dur madem en nefret ettiğim kişiyi de hemen söyleyeyim, Arturo’yu seven var mı ya? O çatı sahnesinde öldü oh kurtulduk deyip öylesine sevinmiştim ki ama senarist hevesimi kursağımda bıraktı. Hem Stocholm’a (😅) davranışı hem korkusuz korkaklığı illet ettirdi dizi boyunca. Son bölümde bizimkiler tünelden geliyor sanıp rehineleri vuracaktılar ya ay Arturo burada ölecek diye sevindim ama öldürmeyen senarist öldürmüyor arkadaşlar… Neyse en azından 3. sezonda görmeyeceğiz yani öyle umut ediyorum canım senaristciğim kıyıdan köşeden eklemezsen eğer. Malum ne zaman kurtulduk desem başımıza sarıyorsun.

Yazıyı bitirmeden söylemem gereken şey temelinde 2. dünya savaşına ve sonuçlarına büyük atıflar yapan bir dizi olduğu. Sadece isimleri bile bunun analizini yapmaya yeter. Benim gibi bunu yorumlardan ve videolardan anladıysanız şu videoyu da izlemenizi tavsiye ederim.
Bu arada mükemmel bir şekilde soygun bitmişken, para kazandırıyor devam edelim yiaa zihniyetiyle 3. sezonun çekilecek olmasına hem üzüldüm hem sevindim açıkçası. Tabi illa ki kötü bir devam olacak demiyorum ama çokta ümitli değilim açıkçası… Yine de 3. sezona Nesrin Cevadzade’nin gelebilme ihtimali beni heyecanlandırıyor açıkçası.

Daha fazla uzatmadan gideyim Berlinciğim beni bekler, siz bilmezsiniz ama BERLİN ADAMDIR.
Ben ve Berlin direniş gücüyüz. Şeyin daha haberi yok, Berlin’in. Çünkü o havai fişek gösterisini izlerken çok bölmek istemedim. 🙅
O zaman Bella Ciao!

 
More from kizkardeslerarasinda

Haziran Ayında İstanbul | Öneri

Merhabalar herkese, Zaman su gibi akıp gidiyor nisan,mayıs derken haziran ettik valla...
Read More

1 Comment

Hadi bir yorum yaz!