takinti-zorlanti
Psikojen

Takıntı ve Zorlantı

Kendi sesini içinde duymak, hislerin zihne yansıması; düşünmek. Daha önceki yazılarımdan birinde “Beynimizin en büyük işlevi düşünebilmesidir.” demiştim. Bizi diğer canlılardan ayıran en büyük özelliğimiz, bazılarımız için en büyük handikap olabiliyor. Bazen düşünmek kişiyi zehirleyebiliyor. Bugün de düşüncenin zehirlediği durumlardan birisini, takıntıları konu ediyoruz.
Düşüncenin dozunun fazla olması durumunda insanın zihnine bir virus gibi giren ve yayılıp tüm zihni etkisi altına alan takıntılar, kişiler tarafından da ne kadar yersiz olduğu bilinen düşüncelerdir aslında. Literatüre obsesyon adıyla geçen takıntılar, kişi ne kadar uzaklaştırmaya çabalasa da uzaklaştıramadığı ve çaresizce maruz kalmaya devam ettiği düşüncelerdir. Daha açık bir tanım yapacak olursak istenmeden gelen, sürekli ve tekrarlayan, kişiye sıkıntı veren düşünce, dürtü veya hayallerdir.
Her bireyin kendine özel düşünce ve takıntısı olsa da en sık görülenler şüphe ve kontrol, tekrarlama, düzen, temizlik, sayma, dua etme, saldırganlık ve dini takıntılardır.
Kişiler bu düşüncelerden kurtulmak için uyguladığı eylemlere ise kompülsiyon (zorlantı) denir. Mesela kişinin biriktirme takıntısı var ise atılan bir nesne veya bir çöp gördüğünde aklına istemeden ve sürekli gelen “Ya ilerde lazım olursa?” düşüncesi obsesyon, bu nesneyi saklaması kompülsiyondur.
Her insanın ufak tefek takıntısı vardır. Yukarıda okuduklarınıza “Aa bende de var galiba.” deme nedeniniz bu. Hepimizin çevresinde bazı konularda bazı durumlara daha hassas yaklaşan ve tekrarlı davranışlar gösteren insanlar vardır fakat hepsinin rahatsız olduğunu söyleyemeyiz. Takıntıların kişinin gündelik hayatını zorlamaya, insan ilişkilerinde sorunlar yaratmaya; hayatını takıntılarının üzerine kurduğu boyutlara eriştiğinde bu rahatsızlıktan bahsedebiliriz.
Takıntı hastalığı çoğunlukla yirmili yaşların ilk yıllarında ortaya çıkar ve ileriki yaşlarda obsesyon geliştirme riski azalır. Bu rahatsızlığa sahip olan insanlar özellikle temizlik takıntısı ile kadınlarda yüksek orana sahipmiş gibi görünse de aslında gerçeği yansıtmaz. Erkek ve kadınlarda neredeyse eşit oranda görülen bir rahatsızlıktır.
Kaynakça: Tan,O. (2016) Takıntılar Vaka Örnekleri Ve Tedavi Yöntemleriyle. İstanbul: Timaş
Köknel, Ö.(1990) Korkular, Takıntılar, Saplantılar. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: